Okul arkadaşı tarafından öldürülen 22 yaşındaki Tıp Fakültesi öğrencisi Çağla Arin’in anısını yaşatmak için arkadaşları internet sitesi kurdu. Sitede Çağla’nın hayat hikayesi, fotoğrafları, talihsiz ölümü, ziyaretçi defteri bulunuyor.
Okul arkadaşı tarafından öldürülen 22 yaşındaki Tıp Fakültesi öğrencisi Çağla Arin’in anısını yaşatmak için arkadaşları internet sitesi kurdu.
Aynı olayda yaralanan Seda Tunca ve arkadaşları tarafından kurulan sitede, Çağla Arin’in hayatı, fotoğrafları, onun için kaleme alınan yazılar ve cenaze töreni sırasında çekilen görüntüler yer alıyor ‘www.caglaarin.com adlı sitede, gazetenin Yazı İşleri Müdürü Ebru Okutan Akalın’ın “Çağla Arin’in mektubu” ve yazarı Eren Akalın’ın “Hepimiz artık Çağla’sızız” adlı köşe yazıları da yer alıyor.
SİTEDE ÇAĞLA ARİN ŞU SÖZLERLE ANLATILIYOR:
“Çağla; tam olgunlaşmamış ham meyve; Gençliğinin, diriliğinin ve tazeliğinin zirvesinde bir yaşam. Belki de bu yüzden ona Çağla adını vermişti öğretmen anne-babası. İlk göz ağrılarının, mutlu yuvalarının ilk meyvesinin, çağla gibi hep diri, hep taze, hep dinç bir yaşam sürmesini istemişti.
Anne tarafından Konya, Baba tarafından Bingöllü bir Zaza kızıydı Çağla. 7 Haziran 1986’da Hani’de dünyaya gelip 1 yaşından sonra hep İzmir’de yaşamıştı. Başarıyla geçen okul yılları onu ÖSYM’nin eşiğine kadar getirmiş ve son sıralarda da olsa Harran Tıbbın kapısına bırakıvermişti. İnsan sevgisi ve vatan aşkıyla dolu yüreği daha o yıllarda ona ‘hekim olup Bingöl’ün Genç ilçesindeki baba köyüne, Meşedalı’na gidip onları sevindireceğim’ sözünü verdirmişti. kluklar içinde bir fakülteydi, Batı’dan gelmiş güzel bir genç kız olarak bu şehirde ve bu okulda ‘rahat’ etmek pek de kolay değildi. Ama o bütün bu olumsuzlukları iyi yönden görmeye çalışıp çevresine hep pozitif enerji yaydı. O, ışığı ile çevresine umut ve aydınlık verdi, arkadaşları ve hocaları da onu çok sevdi. O da herkesi sevdi. Çünkü o bir sevgi ortamında büyümüş, sevmenin ve sevilmenin en insani erdem olduğunu öğrenmişti. Ama nereden bilsin ki Çağla kızın saf yüreği, uğursuz sevgiler ve öldüren sevgililerin de olduğunu..
Okulun ilk gününde belli etmişti özel bir insan olduğunu ve ‘sadece hekim’ değil bunun ötesinde de bir şeyler olunabileceğini.
Fakülteye arka sıralarda girmişti ama tıbba ve insana olan sevgisi onu başarılı ve sevilen bir tıbbiyeli yapmıştı. Özellikle tıp tarihi, iletişim becerileri ve etik derslerine olan ilgisi ve derste yaptığı yorumlar onun yalnızca tıbbı ve insanı öğrenmeye değil, onların derununa da vakıf olmaya talip olduğunu göstermişti.
Tanrı Çağla’nın kalbinin ve ruhunun güzelliğini yüzüne ve bedenine yansıtmıştı. O, narin, uzun boylu, beyaz tenli, sarı saçlı, mavi gözlü güzel bir kızdı.
Çağla kızın bu hali kendi sınıfındaki genci derinden etkilemiş ve kalbinde ona karşı marazi bir aşk hasıl etmişti. Fakültenin ilk günlerinde başlayan, hiçbir zaman karşılık bulamayan ve geçen yıllar içinde ‘Urfa dağlarında gezen yalnız bir ceylan”ın kabusu haline gelen bu platonik aşk, bir Cuma sabahı okula gitmek için apartmanın merdivenlerini adımlarken onun karşısına bir bıçak, bir çığlık, kan ve kin olarak dikiliverir. Fayda etmez ‘amanlar’, ‘yapma’ demeler, İncecik boynuna inen ilk derbe yeter Çağla’nın hayat dalından kopu-vermesine. Çağla’nın yardım ‘Seda”sına koşan canı kadar sevdiği ve onun canını kurtarmek için canını hiçe sahip caninin üzerine atlayan ev arkadaşı da payını alır.
Çağla’yı 28 Mart 2008’de doktor olup da gelmek istediği Bingöl’ün Genç ilçesindeki Meşadalı köyünün mezarlığına defnettik. Artık o tepeden ovaya bakıp geçen trenleri seyredecek. Ailesi ve sevenleri onu hiç unutmayacak.
Bu yazı 22 yaşındaki bir tıp fakültesi öğrencisini Bingöl’deki bir köy mezarlığına defnettikten sonra dönüş yolunda otobüste ilk akla geldiği şekli ile yazılmıştır.”
Gazeteport

